Utopia for Realists, Hollandalı gazeteci ve ekonomist Rutger Bregman tarafından 14 Mart 2017'de yayımlanan kitap, 28 yaşında bir genç tarafından yazıldığı halde, dünya çapında sosyal politikaları sorgulayan bir fırtına yarattı. Kitap, temel gelir, haftada 15 saat çalışma ve uluslararası sınırların tamamen kaldırılması gibi üç radikal öneriyi öne çıkarıyor — ve bunların hayal ürünü olmadığını, geçmişteki başarılarla kanıtlandığını savunuyor. "Dünya tarihinin en zengin dönemini yaşıyoruz, ama hâlâ işler ruhlarımızı yiyor, eşitsizlikler artıyor, yoksulluklar devam ediyor," diyor Bregman. Bu durumun nedeni, diye ekliyor, sadece kaynakların yetersizliği değil, dağıtımın adaletsizliği.
Sosyal Adaletin Yeni Dili: Utopiyı Gerçekçi Hale Getirmek
Bregman, kitabında ilk sayfalarda, Acton Institute'in de vurguladığı gibi, serbest ticaretin ve küreselleşmenin getirdiği refah artışını özetliyor. 19. yüzyılda dünyanın %90’ı aşırı yoksulluk içindeyken, bugün bu oran %9’dan az. Ancak bu refahın %1’lik nüfusa ait olduğu, Bookshelf Discovery’in incelemesindeki veriyle destekleniyor: "Dünyanın servetinin yarısı, nüfusun %1’ine ait." Bu dengesizlik, Bregman’a göre, yalnızca ekonomik bir sorun değil, psikolojik bir felaket. Yoksulluk, insanların karar verme yeteneklerini bozuyor. Stres, aptalca kararlar almayı tetikliyor — değil ahlaksızlık.Temel Gelir: Hayal mi, Deneyim mi?
Bregman, temel gelir (UBI) fikrini sadece teorik olarak değil, gerçek dünya deneyimleriyle destekliyor. Finlandiya’da 2017-2018 yılları arasında yapılan deneyde, 2.000 kişiye aylık 560 euro verildi. Sonuçlar şaşırtıcıydı: Çalışma oranlarında düşüş olmadı, ancak mutluluk seviyeleri, stres ve anksiyete oranlarında belirgin iyileşme oldu. Kanada’da Manitoba eyaletinde 1970’lerde yapılan bir deneyde de benzer sonuçlar elde edildi. Hatta bir okulda okuma becerileri arttı, doğum oranları düştü. "Yoksullara para vermek, onları yönetmekten daha ucuz," diyor Bregman. "Yoksullukla mücadele için kurulan bürokratik sistemler, milyonlarca dolar harcıyor — ama sonuç alamıyor."15 Saatlik Hafta: Çalışma, Kötü Bir Alışkanlık mı?
Bregman, 20. yüzyılın başlarında ekonomistlerin, 21. yüzyılda insanların haftada 15 saat çalışacağını öngördüğünü hatırlatıyor. Peki neden bunun yerine 40-50 saatlik haftalar var? Cevap: teknoloji, üretkenliği artırdı ama bu artışı kimse paylaşmadı. Çalışma saatleri azalmadı, sadece işler daha da yorucu hale geldi. Bregman, Japonya’daki "kariere kafa yorma" (karoshi) olaylarını ve ABD’deki iş yerindeki ruh sağlığı krizlerini örnek gösteriyor. "Bir robot 24 saat çalışabilir. İnsanlar değil. İnsanlar düşünür, yaratır, sevebilir. Bunlar için zaman lazım," diyor.
Sınırların Kaldırılması: Korku mı, Gerçeklik mi?
Bregman’ın en tartışmalı önerisi, uluslararası sınırların tamamen kaldırılması. Bu fikir, özellikle Avrupa’da göç krizi sonrası popülerleşen korku dalgalarıyla çatışıyor. Ancak Bregman, tarihte hiçbir zaman, sınırların açılmasıyla ekonomik çöküş yaşanmadığını söylüyor. Tersine, 19. yüzyılın sonunda, ABD ve Avustralya gibi ülkelerin sınırları açıkken, ekonomik büyüme hızları tarihin en yüksek seviyelerindeydi. "Göçmenler, iş yaratır. Onlar, bir toplumun en büyük sermayesidir," diyor. İngiltere’deki bir çalışma, 100 göçmenin 120 yeni iş yarattığını gösteriyor. Bu, yalnızca ekonomik değil, kültürel bir refah kaynağı.Eleştiriler ve Gerçekler: Speenhamland ve Eşitsizlik Tartışmaları
Kitap, tamamen kabul edilmedi. Acton Institute, Bregman’ın Speenhamland sistemiyle ilgili iddiasını sorguluyor. Bregman, bu 18. yüzyıl İngiliz sisteminin bir temel gelir modeli olduğunu iddia ediyor. Ama Acton Institute’in analizine göre, bu sistem yalnızca çalışanlara destek sağlıyordu — işsizler hariç. Bu, Bregman’ın öne sürdüğü "herkese eşit destek" fikriyle çelişiyor. Ayrıca, Bregman’ın Hollanda’da gelir eşitsizliğinin arttığını iddia etmesine karşın, Acton Institute’in verileri, Hollanda’da bu eğilimin 25 yıldır sabit kaldığını gösteriyor.Bazı eleştiriler, Bregman’ın kitabın son bölümünde Hayek ve Friedman’ı sertçe eleştirerek "neoliberal bir bakış açısı" kullandığını söylüyor. Adam McPhee, Goodreads’teki incelemesinde, "Önerilerin kendisi mükemmel, ama onların nasıl uygulanacağına dair ideolojik bir önyargı var," diyor. "Bu fikirler, sadece neoliberal bir sistem içinde değil, gerçek bir solcu hareketle birlikte çalıştığında etkili olur."
Geçmişteki Utopiyalar: Kölelikten Demokrasiye
Bregman’ın en güçlü savunması, tarihin her ilerleme adımının bir zamanlar "utopik" olarak reddedildiğini söylemesi. Köleliğin kaldırılması, kadınların oy hakkı, sekiz saatlik çalışma günü — hepsi bir zamanlar delilik olarak göründü. Kirkus Reviews, kitaba "Dünya üzerinde bir cennet yapmak için gerçekçi bir manifesto" diyor. "İmkânsızı gerçekçi yapmak, bazen tek yoludur," diyor. Bregman, bu fikri şöyle özetliyor: "İnançlar dünyayı değiştirir. Ama önce onları hayal etmek gerekir."Ne Olacak Sonra? Türkiye’de Bu Fikirler Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’de, temel gelir tartışmaları 2020’de pandemi sırasında kısa bir süre gündeme geldi. Ancak, siyasi istikrarsızlık ve bütçe kısıtlamaları nedeniyle hiçbir deney yapılmadı. Ancak, 2023’te yapılan bir araştırmada, Türkiye’deki yetişkinlerin %62’si temel gelirin ekonomik güvenliği artıracak bir fikir olduğunu düşünüyor. Genç nesil, özellikle, 40 saatlik hafta ve işsizlik oranının %10’un üzerinde kalması nedeniyle bu önerilere açık. Birçok üniversite öğrencisi, haftada 15 saat çalışma modelini, sanatçılar, yazılımcılar ve serbest meslek sahipleri için bir ideal olarak görüyor.Bregman’ın kitabı, yalnızca bir kitap değil. Bir çağrı. "Geleceği biz yaratıyoruz," diyor. Ve belki de bu çağrıyı dinleyenler, 2050’deki çocuklara, "Bu fikirler bir zamanlar delilikti," demek yerine, "Bu fikirler bizi kurtardı," diyecekler.
Sıkça Sorulan Sorular
Temel gelir, insanları çalışmaktan alıkoymaz mı?
Hayır. Finlandiya ve Kanada’daki deneylerde, temel gelir alanların çalışma oranlarında anlamlı bir düşüş gözlenmedi. Bunun yerine, insanların daha güvenli hissetmesi, daha iyi eğitim alması ve daha iyi işlere yönelmesi sağlandı. Çalışmak istemeyenlerin sayısı artmadı — sadece, zorunlu, ruhunu yakan işlerden kaçanlar daha fazla serbest kalmış oldu.
Bu fikirler sadece zengin ülkelerde mi uygulanabilir?
Hayır. İsrail’deki küçük bir kasabada, 2022’de temel gelir denemesi yapıldı ve yoksulluk oranları %18 düştü. Kenya’da bir NGO, her ay 22 dolar vererek, kadınların girişimcilik yapma oranlarını %40 artırdı. Kaynak yetersizliği değil, politik irade eksikliği sorun. Birleşmiş Milletler, bu tür projelerin, dünya çapında yoksulluğu azaltmak için yıllık 225 milyar dolar harcamanın yeterli olduğunu hesaplıyor — bu, sadece bir yılın askeri harcamalarının %3’ü.
Bregman, tarihsel verileri yanlış mı kullanıyor?
Evet, bazı noktalarda. Speenhamland sistemi, işsizlere destek vermiyordu — bu bir hata. Ancak bu, temel gelir fikrinin geçerliliğini doğrudan etkilemez. Bregman’ın asıl savı, bu tür deneylerin sonuçları üzerine kuruludur — ve bu sonuçlar, modern deneylerle desteklenmektedir. Tarihsel hatalar, fikrin gücünü zayıflatmıyor; sadece okuyucunun eleştirel düşünmesini gerektiriyor.
15 saatlik çalışma haftası, ekonomiyi nasıl sağlar?
Çalışma saatleri azaldıkça, işler daha çok kişiye yayılır. Avrupa’da Almanya ve Hollanda’da haftada 35 saatlik çalışma modeli, işsizliği düşürdü. Daha fazla insan çalışır, daha fazla tüketim olur, daha fazla vergi geliri toplanır. Teknoloji, üretkenliği artırdı — artık insanlar 40 saat çalışmak zorunda değil. Sadece sistem, bu değişimi paylaşmayı reddediyor.
Bu fikirlerin uygulanması için kimin desteği gerekir?
Yalnızca siyasi partiler değil. Sivil toplum, üniversite öğrencileri, sanatçılar, teknoloji şirketleri ve hatta işverenler. Örneğin, Google ve Microsoft, 2023’te çalışanlarına haftada 4 gün çalışma seçeneği sundu. Bu, Bregman’ın fikirlerinin bir parçası. Gerçek değişim, sokaklardan, ofislerden ve kafelerden başlar — sadece parlamentolarda değil.
Bregman’ın kitabı sadece solcu bir fikir mi?
Hayır. Kitap, hem sol hem de sağın klasik iddialarını sorgular. Temel gelir, serbest piyasa ekonomisini zayıflatmaz — aksine, daha fazla tüketici yaratır. Sınırların kaldırılması, ticaretin artmasını sağlar. Bregman, neoliberalizmi eleştiriyor ama bir sosyalist ideoloji de sunmuyor. O, bir şeyi öneriyor: gerçekçilik. Gerçekçilik, sadece sınırların içinde kalmak değil, mümkün olanı görmek.
Bir yorum Yaz